16 Aralık 2017 tarihinde Salon İKSV sahnesinde yer alacak, Danimarkalı müzisyen Brian Batz’in solo projesi olarak başlayan, ve röportajında da belirttiği gibi “Otomatik Portakal” takımına dönüşen Sleep Party People; 2017’de çıkardığı son albümü “Lingering” ile grubun yine, yeni şeyler denemekten asla kaçınmadığını bir kez daha göstermişti. Bir yandan insanı melankoliye boğarken, diğer yandan da dans ettiren melodileriyle David Lynch tarzı bir ses  portresi çiziyorlar. İşte, İstanbul konseri öncesi, Brian’ın rastgele sorularıma verdiği cevaplar!

Fotoğraf: Ali Güler

Bir demet tavşan kafası gibi bir grup oluşturmaya nasıl karar verdiniz?

Şöyle ki, tek başıma yürüttüğüm bir projeye başlamıştım ve sesimin tavşan konuşması gibi duyulduğunu fark ettim ve sonra canlı performanslar sergilerken ihtiyacımız olan şeyin tam da böyle ilginç şeyler olduğuna karar verdim. Yani bu benim ‘Otomatik Portakal’ takımım gibi 😊

Tavşanların toplumdaki sevimlilik algısı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bence tavşanlar sevimli görünmeyi hak ediyorlar çünkü gerçekten çok tatlılar. Olay bitmiştir. Eğer biri çıkıp aksini iddia ederse inanmayın. Sadece tavşanlara bakın, zaten ikna olacaksınız.#CUTE

Aileniz ya da büyükanne/büyükbabanız canlı performanslarınız hakkında ne düşünüyor? Hiç izlediler mi?

Dinledikten sonra gurur duyuyorlar. Ben pek yaptığım müziği dinlemeyi tercih etmiyorum ama onlar benim neyin içinde olduğumu ve nasıl bir hayat yaşadığımı anlamaya çalışıyorlar. Yani evet, oldukça gururlular ve saygılılar yaşadığım hayata karşı.

Fotoğraf: Dennis Morton

Reverb ve delay filtreleri  olmadan bir hayat düşünebiliyor musunuz? Bu filtreleri günün herhangi bir dilimine koysak, bu hangi dilim olurdu?

Hayır, düşünemiyorum. Yaratıcı sürecimin büyük parçaları onlar. Sanırım reverb için işe giderken bisiklet sürdüğüm bir zaman dilimini tercih ederdim. Her zaman güzeldir Copenhagen sokaklarında reverb filtresiyle dolaşmak.

Sizce Poor Leno nasıl biridir ve inanılmaz bass melodisini ve tiz olan vokalleri hak etmek için ne yapmıştır?

Haha hiç bir fikrim yok. Sanırım Röyksopp bu soruyu cevaplamalıydı. Çünkü şarkıyı onlar yazdı. Ben sadece kayıt etmek istedim çünkü tonu çok seviyorum. Ama herkes bass melodilerini ve tiz vokalleri hak eder elbette.

Tilkilerle alakalı kabuslar gördünüz mü? Ya da günümüzde insanlar onlardan daha mı tehlikeli?

Görmedim. Onları tatlı buluyorum o yüzden onlarla ilgili bir kabus gördüğümü hayal edemiyorum. Bence insanlar daha korkutucu. Donald Trump’la ilgili kabuslar görebilirim mesela çünkü kendisi cehennem kadar korkutucu ve insanı sabah sabah terletecek düzeyde biri.

Fotoğraf: Ali Güler

Son sorum, dün rasgele bir yayın dinliyordum, orada denildiğine göre müziğin verdiği hissiyat depresyonun tam olarak zıttıymış. Sizce doğru mu?

Hayır böyle düşünmüyorum. Müzik senin karar verdiğin gibidir. Bence müzik çok derin ve duygusal bir spektrumdur ve onu istediğin kadar keşfedebilirsin. Eğlenceli, heyecanlandırıcı veya üzgün, kızdırıcı olabilir. Bu yüzden bu söylenen bence çok saçma ve dar görüşlü.