Elektronik, çağdaş klasik müzik, deneysel ve film müzikleri besteleyen, müzik çalışmalarını görsel ve konsept çalışmalarla destekleyerek algılar arası limitlere meydan okuyan bağımsız çalışmalara imza atan Kıbrıslı müzisyen İnal Bilsel ile gelecekten anlattığı hikayeleri ile sunduğu “Tales From The Future” seti ve 5 Ocak’ta yayınlayacağı yeni albümü “Paradise Lost” albümü hakkında konuştuk!

 

Fotoğraf: Kerim Belet

Audio-visual olarak yayımlanan, Tales From The Future seti ile başlamak istiyorum.Müzikle beraber görsellerin kullanımı gerçekten inanılmazdı. Seçtiğiniz görseller ve müziğin genel yapısını oluşturan atmosfer hakkında senden biraz bilgi almak istiyorum.

Daha çok 80’ler ve öncesini kapsayan, nostaljik görseller ağırlıklıydı diyebilirim. Sağ ve sol çatışmalarının  döneminden, propaganda filmlerinden, Şeker Kız Candy’ye kadar bir çok öge bulunduruyordu içinde. Tabii bu görsellerle beraber, seyirci bir yolculuğa çıkarılıyor. Bir dünyadan, başka bir dünyaya…

Peki, neden böyle bir dünya yaratma ihtiyacı duydun?

Benim için çok doğal bir döngünün parçası. Görsel alan, her zaman önem verdiğim bir şeydi. Resim çizerdim, çizgi roman yapardım… Bu şekilde büyüdüğüm için en azından benim için çok normal geliyor niçin böyle bir dünya kurduğum. Ama dışardan bakılınca, “Niye böyle bir şey?” sorusu sorulabilir. Yani şöyle düşündüm diye özetleyebilirim; görsel müziği, müzik görselleri destekleyerek bir döngü oluşacak.

Fotoğraf: Doğuş Özokutan Çiftçioğlu

Yeni yayımlanacak olan albümünüz, Paradise Lost’ta daha farklı bir temanız var. Nostaljiden daha çok “steampunk” gibi bir konsept oluşmuş diyebilir miyiz?

Steampunk denebilir …. Kıyamet sonrası bir görüntü aslında daha çok. Yani aslında yine, Tales From the Future’da yarattığım dünya içerisinde geçen bir konu üzerinde durdum diyebilirim. Teypler ve simülasyon olaylarının görsel dilini birazcık değiştirdim.

Tales From The Future’ın görsel dili, eskiden yazılmış ucuz bilim kurgu kitaplarının kapaklarına ve işte o ucuz bilim kurgunun içeriğine gönderme yapan bir şeydi. Paradise Lost ile kıyamet sonrası bir dünya görüntüsüne benzer bir hal aldı.

Aslında nostalji hep var. Kaçmak isteyip de kaçamadığım, ve sonuç olarak benimsediğim bir haldir o. Paradise Lost albümünün her bir kosesinde, her bir ayrıntısında nostalji var.

Fotoğraf: Doğuş Özokutan Çiftçioğlu

Tales From The Future ve Paradise Lost’u karşılaştırdığımız zaman, arasındaki işitsel olarak nasıl farklılıklar var? Kıyamet sonrası bir dünya temasıyla beraber sesler de sertleşiyor mu?

Şimdi gerçekten dağlar kadar fark var ses, müzik açısından, stil açısından. Bir kere gerçek enstrümanlar kullandım bu süreçte; gitarlar, davullar… Ardından elektronik enstrümanlarla beraber tekrar harmanladım. Tales From The Future daha çok elektronik bazlı bir şeydi. Ama, müziğimi daha önceden dinleyenler veya arkadaşlarım “Evet, bu İnal!” diyebiliyorlar. Demek ki bir yandan da olması gerektiği gibi bazı benzerlikler var.

Fotoğraf: Duygu Göze Ergöknil

Arkadaşlarınızdan laf açılmışken, Kıbrıs’ta yaşayıp aynı zamanda alternatif, elektronik işlerle uğraşan birisi olarak, arkadaş çevrenizde veya daha genel anlamıyla ülkenizde alternatif müziğin varlığından bahsetmek mümkün müdür?

Kuzey Kıbrıs’ta alternatif diye adlandırabileceğimiz labellar yok. Zaten label diye bir olay yok. Tabii müzisyenler var, ama yine böyle alternatif diye adlandırabileceğimiz kimse gelemiyor aklıma. Varsalar da tanışalım.Güney Kıbrıs’ta ise evet alternatif işler yapan insanlar var, labellar da… Gerçi labellar demek yanlış olur, label var diyelim.

Kendi arkadaş çevremde de,  bilgisayar olmadan kendi enstrümanlarıyla bir şeyler ortaya çıkarmaya çalışan insanlar var. Onlarla da zaten bir araya geldikçe, yapabildiğimiz şekilde üretmeye çalışıyoruz. Paradise Lost albümüm de zaten neredeyse hepsi arkadaşlarla…

Peki ya yeni albüm ne zaman yayımlanıyor?

Paradise Lost, Sony Müzik işbirliği ile beraber 5 Ocak’ta Apple Müzik üzerinden yayımlanıyor. 12 Ocak’tan itibaren ise uluslarası olarak yayımlanıyor.

Gelişmeler için:

www.inalbilsel.com/