Herkesin başarı yolundaki motivasyonu şüphesiz ki birbirinden farklıdır. Kimileri mutlu anlardan beslenir başarı yolunda, kimileri acılardan, hırslardan, sevgiden ya da kıskançlıktan. Ama herkesin bir  başlangıcı vardır. Bu başlangıç hikayelerinin belki en sıradanı, belki de en sıra dışı olanıdır bilinmez ama Jacqueline Du Pre’nin hikayesi muhtemelen en çok konuşulanıdır.

 

Dahi çellist Jacqueline

Jacqueline du Pre 1945 yılında İngiltere’nin Oxford şehrinde dünyaya gelmiş. Annesi piyano öğretmeni olan Jackie 4 yaşındayken radyoda dinlediği bir parça sayesinde çello çalmaya karar vermiş ve ilk çellosunu 5 yaşındayken almış. Kız kardeşi de kendisi gibi müziğe yatkın bir yan flüt virtüözü olan Jacqueline 6 yaşındayken “London Cello School”da eğitim görmeye başlamış, 7 yaşındayken ise ilk konserini vermiş.10 yaşına geldiğinde “Suggia-Cello Prize” ödülünü kazanan Du Pre 13 yaşındayken BBC Konserlerinde yer almaya başlamış. Başarılarına her sene bir yenisini ekleyen Jacqueline 1960’lara gelindiğinde “Guilldhall School”u birincilikle bitirmiş ve döneminin en çok konuşulan çello virtüözlerinden biri olmuştur. Bu başarı öyküsünün arka planı ise göründüğünden çok daha karmaşık aslında.

İki küçük kız kardeş; Hilary ve Jackie

Hilary ve küçük kız kadeşi Jackie annelerinin de müzik öğretmeni olmasının etkisiyle çok sıkı bir eğitimden geçerek büyümüşler. Aralarında tanımlanamayan ve gözle görülmeyen ancak her daim varolan bir rekabet varmış. Müzik öğretmeni annelerinin, ilgisini ve sevgisini kazanabilmek için hep birbirleriyle yarışan bu iki küçük kız kardeş hem birbirlerini destekleyip, hem de bu küçük rekabet oyununa devam etmişler hayatları boyunca. Jacqueline Du Pre’nin hızlı yükselişinin öyküsü  tam da bu küçük rekabet oyunu ile başlamış aslında. Yan flüt ve nota okuma konularında doğuştan yetenekli olan Hilary’nin yükselişi ve ulusal yarışmalarda kazandığı başarılar Jacqueline’i yoğun şekilde müziğe yönelmeye itmiş. Kardeşi gibi başarılı olmak ve herşeyden önemlisi annesinin ilgisini ve sevgisini kazanmak isteyen Jackie her gün her saniyesini çelloya adamış o andan sonra.

İlk kazandığı ulusal yarışmada kendine has tarzıyla ve enerjik tavrıyla dikkatleri üzerine çeken Jacqueline Du Pre, bu küçük rekabetin tüm hayatını değiştireceğinden habersiz çellosunu çalmaya devam etmiş sadece. Çalışmaları karşılık bulmuş ve annesinin ilgisini çekmiş olsa da hayatının merkezine oturan çello ona getirdiği başarıların yanı sıra yalnız ve mutsuz bir hayatın kapılarını açan bir başlangıca da dönüşmüş.

Jacqueline‘in başarılı yükselişi ona her ne kadar istediği ilgiyi ve şöhreti sağlamışsa da uzun süren konser programları, yalnız yolculukları ve her gün tanıştığı yeni insanların sahte ilgisi Jacqueline’in daha mutsuz bir kadına dönüşmesinden başka bir anlam ifade etmemiş. Bu yalnızlık dayanılmaz olduğunda ise konser programına ara verip çok sevdiği ailesinin yanına dönmüş. Başarılı ve ünlü kız kardeşi bekleyen sürpriz ise sevgili kız kardeşi Hilary’nin ani evlilik kararı olmuş. Bu karar Jacqueline’in bir kez daha aile sahnesinin yıldızı olma şansını elinden almış ve Jackie yeniden çellosuna sarılmış.

Müzik dünyasının örnek çifti

1967’de ise sansasyonel evlilik kararıyla sadece ailesinin değil tüm dünyanın gündemine oturmayı başarmış Jacqueline. Ünlü ve başarılı orkestra şefi Daniel Barenboim ile evlenen ve evliliği gerçekleştirebilmek uğruna din değiştiren ünlü çellist hem Yahudiliğe geçişi ile hem de iki parlak müzik dahisinin evliliğiyle tüm ilgiyi üstüne çekmeyi başarmış. Bu evlilik her ne kadar iki kız kardeş arasındaki rekabetin bir sonucu olarak gerçekleşmiş olsa da hem Barenboim hem de Jacqueline için kazançlı bir birliktelik olmuş! Time dergisi müzisyen çiftin evliliği hakkında “Parmakla gösterilecek kadar güzel bir birliktelikti onlarınki. Clara ve Robert Schumann’dan sonra müzik camiasının örnek çiftiydi” diye yazmış. Ancak bu mutlu evliliğin çatırdaması çok da uzun sürmemiş.

Eşiyle arasında yaşanan bazı problemlerden ötürü bir süre müziğe ara veren ve kız kardeşi Hilary ile yaşamaya başlayan Du Pre kız kardeşinin eşi Christopher Finzi’ye olan ilgisini saklayamamış ve kız kardeşi Hilary’nin de onayını alarak 1971-1972 yılları arasında kız kardeşinin eşiyle bir birliktelik yaşamış. Bu ilişkinin bitmesi ile ablasının evinden ayrılan ve yeniden müziğe dönen Jacqueline için zor dönemler tam da bu süreçte başlamış. 28 yaşındayken MS hastalığına yakalan Jacqueline motor kas becerilerini kaybetmeye başlamış. Buna rağmen konserlerine ve müziğe her ne kadar devam etmeye çalıştıysa da başarılı olamamış. 1973 yılında MS teşhisi koyulması ile hayatı gittikçe zorlaşan Jacqueline teşhisin konulmasından 14 sene sonra vefat etmiş. Bu dönem eşi Barenboim’in Rus piyanist Elena Bashkirova ile yaşadığı aşk ise Jacqueline’in sansasyonel hayatının son ikonik parçası olmuş.

Her ne kadar eşiyle ve kız kardeşi ile olan ilişkileri Jacqueline Du Pre’nin başarılarının önüne geçmişse de kendisi hala dünyanın en başarılı çello yorumcularından biri olma özelliğini korur. Aktif olarak sadece 12 yıl sahnede bulunmuş olmasına rağmen Jacqueline kendine has duygusal yorumu ve çelloya hakimiyetiyle bu alandaki unutulmaz isimlerden biri. Karmaşık hayat hikayesine gelince, kim bilir yaşasaydı belki de  ablası Hilary Du Pre’ye bu küçük rekabet oyunu için o da teşekkür ederdi…