1788 – 1790 arasında Londra’da işlenen bir dizi saldırı, tarihe Londra Canavarı olarak geçen bir seri-suçlunun hikayesini oluşturuyor. Seri-suçlu dememizin bir sebebi var çünkü saldırganın, iddia edildiğine göre elli kadar kurbanından hiçbiri ölmedi, yalnızca hafif yaralar aldılar. Daha fazla ayrıntıya girmeden bu “korkunç canavar” hikayesinin başına dönelim.

Önce Uygunsuz Teklif Sonra Bıçak

Herşey 1788 yılının Mayıs ayı ortalarında bir Pazar akşamı başladı. Tanınmış bir doktorun genç ve güzel eşi olan Maria Smyth bir arkadaşını ziyaret etmek üzere evinden çıktı. Çok uzun bir yol olmadığından yürümeyi tercih etti, ancak hava kararıyordu ve Londra sokakları tenhalaşmaya başlamıştı. Bir süre sonra uzun boylu zayıf bir adam tarafından takip edildiğini farketti. Eski fakat kibar kıyafetler ve gösterişli kenarları kalkık bir şapka giyen adam, adımlarını kadına uydurarak bir süre onunla birlikte sessizce yürüdü, sonra aniden dönüp Bayan Smyth’e ağza alınmayacak küfürler etti ve “uygunsuz tekliflerde” bulundu. Genç kadın korkarak adımlarını hızlandırdı ve arkadaşının evinin bulunduğu meydana giden dar geçide ulaştı. Gizemli adam hakaretlerini sürdürerek kadını takip etmeye devam etmişti. Arkadaşının evine yaklaştığından cesaretini toplayan Bayan Smyth, kendisini takip eden adama kızgın bir şekilde kendi işine bakmasını ve kendisini rahat bırakmasını söyledi, sonra da koşarak geçide daldı. Arkadaşının evine ulaşan genç kadın, hızla kapıyı çaldı. Tam kapı açılmak üzereydi ki, yabancı saldırıya geçti ve Bayan Smyth’i göğsünden ve kalçasından bıçakladı. Kadın acıyla kapıyı açan uşağın kollarına yığıldı, saldırgan girişte durmuş kurbanına bakarken hizmetçi kız kapıyı çarparak kapattı. Maria Smyth’in kalın korsesi bıçağın etkisini hafifletmiş ve oldukça hafif yaralar almıştı, ancak manevi açıdan harap olmuştu. Saldırı sonrasında sinir krizi geçirdi, haftalarca yataktan çıkamadı ve tekrar Londra sokaklarına dönmeye cesaret edebilmesi için birkaç ay geçmesi gerekti.

Kurbanlar Genç ve Güzel Kadınlar

O esnada bilinmese de Bayan Maria Smyth, üç yıl boyunca Londra sokaklarına dehşet saçacak olan Londra Canavarının ilk kurbanıydı. Genellikle güzel ve iyi giyimli hanımlara musallat olan bu saldırgan, kurbanların verdiği tariflere göre uzun boylu, zayıf, uzun yüzlü ve uzun burunlu, düzgün giyimli ama kıyafetleri eski püskü olan bir adamdı. Genellikle hanımları bir süre takip ediyor, hakaretler ediyor, “uygunsuz tekliflerde” bulunuyor ve sonra da bıçağıyla saldırıp, kurbanlarını genellikle kalça bölgesinden şişliyordu. Birkaç saldırıda yapma çiçekten küçük bir demet taşıdığı, bunları koklatmak amacıyla hanımların yüzüne yaklaştırdığı ve demetin içinde gizlenmiş olan bıçağı kurbanının yüzüne sapladığı iddia edilmişti. Bu tür aykırılıklar ve verilen tariflerdeki çelişkiler şüphe uyandırıyordu, ancak Londralı hanımları yeni bir isteri sarmıştı. Saldırganın genç ve güzel hanımları kurban seçtiği söylentileri yayılınca, bu tarife uymayan ancak uymak için can atan bazı geçkin ve acuze ya da ilgi çekmek peşinde olan hanımların kendilerine saldırıldığını iddia ettikleri de konuşuluyordu. Birkaç saldırganın olabileceği, “copy-cat” taklitçilerin de işe bulaştığı yorumları da yapılıyordu. Üç yıla yakın süre boyunca onun tarafından elli kadar saldırının gerçekleştirildiği iddia edildi. Bazı saldırılar sonrasında etrafta bulunanlar adamın peşine düştüyse, o hep ellerinden kurtulmuştu. Alarma geçen Londra polisi de bir türlü Canavarı bulmayı beceremiyordu.

Tüm Londra Canavarın Peşinde

Ancak Canavar-mania Londra’yı, özellikle de kaymak tabakadan hanımları pençesine almıştı.
Erkekler de boş duymuyordu, “No Monster” kulüpleri kurulmuştu, genç hanımlara tehlikesiz
olduğunu göstermek isteyen çapkınlar yakalarına “No Monster” kokartları takıyordu. Mahalli
gönüllü devriyeler kurulmuştu ve geceleri Canavar avına çıkıyorlardı. Canavarın saldırılarından
korunmak için basen bölgelerine bakır kap kacak takan kadınların karikatürleri gazete sayfalarını süslüyordu. Ünlü ve zengin bir tüccar ve hayırsever olarak tanınan John Julius Angerstein Londra Canavarının yakalanması için 100 Sterlinlik bir ödül koyduğunu duyurdu. Ödül yüzünden Londra sokaklarındaki Canavar avı hızlandı.

Ve Canavar Yakalanıyor!

13 Haziran 1790’da, daha önce Ocak ayında Canavar tarafından bıçaklandığını iddia eden Anne
Porter isimli genç bir hanım, annesi, iki kız kardeşi ve nişanlısı Bay Coleman ile birlikte St. James Park’ta gezinirken, kendisine saldıran kişiyi gördüğünü söyledi. Nişanlısı hemen adamın peşine düştü, şüpheli birkaç yere uğradı, sonra da bir eve girdi. Uzun takipten sıkılan Coleman evin kapısını çaldı ve evde konuk olarak bulunan kişiye suçlamasını yöneltti. Konuk bu olayla ilgisinin olmadığını ve şikayetçi hanımla yüzleşebileceğini belirtti. O an bu yüzleşmeden çekinen Coleman, şüpheliden isim ve adresini vermesini istedi, adam da ona Jermyn Caddesinden Williams olduğunu söyledi. Coleman geriye döndü, ancak şüphelinin kendisine yanlış isim verdiğinden şüphelenerek dönüp tekrar adamı aramaya başladı ve onu St. James Caddesinde buldu. Üç yıldır yakalanamayan, polis dahil peşine düşen herkesi atlatan Canavar’ı bulmak ne kadar kolaydı! Üstelik Coleman’ın ısrarı üzerine Anne Porter ile yüzleşmeyi kabul eden genç adam, Porter’ların evine geldi. Anne Porter onu görünce bir çığlık attı ve bayıldı. Canavar olmadığını ve suçsuz olduğunu kanıtlayabileceğini söyleyen, kaçmaya kalkışmayan ve ne ilginçtir ki, ismini de Coleman’a doğru söylemiş olan George Rhynwick Williams Canavar olduğu iddiasıyla tutuklandı.

Gallerli olan Williams, tanıkların verdiği ifadelere göre kızlara askıntı olan, onları takip eden, semtin batakhanelerine ve fuhuş yuvalarına abone bir gençti, ancak onu tanıyanlar adamın böyle bir saldırıda bulunacağına ihtimal vermiyordu. Hem Anne Porter saldırısı hem de diğer saldırılar sırasında başka yerlerde olduğunu kanıtlayabileceğini söyleyen Williams’a son darbeyi yaptığı iş vurdu. Genç Gallerli bir Fransızın sahibi olduğu bir yapma çiçek atölyesinde çalışıyordu ve bu da bazı saldırılarda kullanıldığı iddia edilen yapma çiçek demeti ile ilişkilendirildi. Williams Canavar olduğu gerekçesiyle tutuklandı.


Canavar Yargılanıyor

O zamanki yasalara göre Williams’ın işlediği suç basit saldırı ve yaralamaydı, cezası da altı ay
hapisti. Londralı seçkin hanımları böylesine üzen bir suçlunun bu kadar hafif bir cezayla kurtulacak olması konuyla ilgili çevreleri rahatsız etti ve bunun üzerine Williams’ı asmanın yollarını aramaya itti. Bu işe karışanlar arasında Williams’ın başına ödül koyan Angerstein’in de olduğu iddia edildi. Nihayet savcılar Williams’ı 1721 yılından kalma bir yasayla yargılamaya karar verdiler. Bu yıllarda Hindistan’dan gelen ucuz kumaşların işlerini bozduğunu iddia eden dokumacılar, protesto için yolda bu tür kumaşlardan yapılma giysiler giyen insanların elbiselerine kezzap döküyordu. Bunun önüne geçmek isteyen zamanın kralı I. George bir yasa çıkarmıştı ve bu yasaya göre “bir kişiye, elbiselerini yırtmak, yakmak, zarar vermek, kesmek ve görüntüsünü bozmak amacıyla yapılan saldırı” idam ya da sürgün cezası gerektiriyordu!

Kadınlara saldırmaktan değil de, elbiselere saldırmaktan hakim karşısına çıkarılan Wiliams’ın
mahkemesi de basının ve halkın yoğun ilgisini çekmişti. Şikayetçi hanımların birçoğu Williams’ı
kendilerine saldıran olarak teşhis ederken ve mahkemede dramatik sahneler yaşanırken, bir hanım da gözyaşları arasında kendisinin saldırıya uğramadığını, dikkatleri üzerine çekmek için iftira attığını itiraf etti. Doğru düzgün bir delil olmamasına ve lehindeki bütün tanıklıklara rağmen George Rhynwick Williams suçlu bulundu, ancak mahkemeden yeniden yargılanma hakkı elde etti. İkinci yargılamada 1721 tarihli yasanın uygulanamayacağına karar veren yargıçlar onu üç yaralamadan toplam altı yıl hapse mahkum etti. Williams hapisteyken suçsuz olduğunu söylemeye devam etti, hatta o hapisteyken de birkaç Canavar saldırısı gerçekleşti. Williams Londra’daki Newgate Hapishanesinde altı yıl yattı. Söylentilere göre ziyaretçilerle dolup taşan, eğlenceli bir  hapis hayatı yaşamış ve mahkumiyeti sürerken sevgilisi Elizabeth’ten bir çocuk sahibi olmuştu. Hapisten çıktıktan sonra 1797’de Elizabeth ile evlendi ve sonrasında ortalıktan kayboldu.

Konuyla ilgilenen araştırmacılara göre George Rhynwick Williams’ın Londra Canavarı olmadığı kesindi. Ancak gerçek Canavarın kim olduğu da asla anlaşılamadı ve Londra Canavarı da şehrin çözülememiş sırları arasında yerini aldı.