Bye Bye Macadam şarkısı ile milyonlara ulaşan Rone, 2017 yılında Mirapolis isimli albümü ile bir kez daha derinliğini, arayışlarını ve çılgınlığını dinleyicisiyle buluşturmuştu! 13 Nisan 2018 tarihinde Zorlu PSM Studio’da sahne alacak Fransız müzisyen ile 10 senelik müzik geçmişi, klipleri ve yeni albümü hakkında konuştuk!

*Scroll down for English

Photo by Olivier Donnet

Rone müzik yapmaya nasıl başladı? Ritimleri hikâye anlatmak için kullanmasında ilham kaynakları neler oldu?

Müzikle olan uğraşım çok eskiye dayanıyor. Aslında gerçekten müzik üretiyordum diyemem, daha çok şarkıları teyp üzerinden karıştırıp düzenliyordum. Birkaç yıl sonra bir bilgisayarım olduğunda bazı müzik yazılım programlarıyla tanıştım ve bunun bir sınır olmadığını anladım. Sonra tüm bu araçlar gelişti, yazılımlar daha da güçlendi ve makinelerimi toplamaya başladım. Şimdi ise bir stüdyo dolusu düzgün donanımlayım.

Albüm ve EP’lerinizin isimleri oldukça ilginç. Başlıklara nasıl karar veriyorsunuz? Hayatınızın evrelerini mi anlatıyorlar?

Bestelerimi oluştururken onları isimlendirdiğimi söyleyemem, onlara sadece çalışma başlıkları veriyorum. Paralel olarak, kelimeler yazdığım ve sözcük ilişkilendirme yaptığım küçük bir defter tutuyorum. Anlam ifade etmeleri gerekmiyor, genelde tınısı ile ilgili oluyor.  Bazen kişisel bir şeye atıfta bulunabiliyor, ama her zaman bu da değil, daha çok şiirsel rezonansına bakıyorum.

10 yıldan uzun süredir müzik sahnesindesiniz, ilk parçalarınızı yeni parçalarınızla karşılaştırdığınızda farklılıklar görüyor musunuz?

Bir bakıma hiçbir şey değişmedi, hââl müziği yapan benim. Ama bir yandan da bir dünya dolusu farklılık var. Değiştim. Başladığımda genç bir yetişkinken şimdi bir babayım. Oldukça farklı bir hayat. Bugün Spanish Breakfast dinlediğimde, safça yapılmış acemi dokunuşlar duyuyorum. Fakat sürekli aradığım doğallığı da duyuyorum. Parçaların kırılganlığı beni duygulandırıyor.

Photo by Olivier Hoffschir

Yine deneyimlerinize dayanarak, Paris veya Berlin’deki müzik sahnesinin o yıllarda nasıl geliştiğini düşünüyorsunuz? Her iki kenti de deneyimleyen bir kişi olarak hangi şehir sizin için daha ilham verici?

Birkaç yıl önce Paris’in zaman içinde sıkışıp kaldığını, mirasına geriden baktığını ve daha Retro algılandığını düşünüyordum.  Ve daha fütürist seslere sahip Berlin’in arkasında kaldığını. İşte bu yüzden Berlin’e taşınmaya karar verdim, yeni bir ilham bulmak için hava değişimine ihtiyacım vardı. Paris’e döndüğümde birkaç sene sonra hoş bir sürprizle karşılaştım, Paris evrim geçirmişti. Bugünlerde her iki şehrin de gerçekten ilginç olduğunu düşünüyorum.

Muhteşem parçalarınızın yanı sıra inanılmaz müzik videoları da yaratıyorsunuz! Takip edebileceğim kadarıyla, VR müzik videolarının da öncüsü sizsiniz! Müzik videoları neden sizin için önemli? Görselliğin ses ile birleşmesi nasıl etki oluşturuyor?

Görselliğin yeri benim için her zaman ayrıdır. Sonuçta sinema eğitimi aldım. Müzik dinlediğim kadar film izlemeye de çalışıyorum. Günümüzde müzik videolarının üretimi, yaratıcı sürecin kaçınılmaz bir parçası. Besteyi tamamladıktan sonra müziği görsellerle nasıl göstereceğimi düşünmeye başlıyorum. En iyi örnek, video ile yepyeni bir boyut kazanan Bye Bye Macadam olabilir.

Ritim mi melodi mi önce geliyor?

Kesinlikle melodi.

Müzik ruhsal bir deneyim için midir yoksa eğlence amaçlı mıdır? Ya da her ikisi mi?

Her ikisi de! İyi bir parça, beyninizi de ayaklarınız kadar çalıştırır.

Müziği hayatınızda başka bir şeyle değiştirmek zorunda kalsaydınız, bu ne olurdu?

Nietzsche, “müziksiz yaşamın bir hata olacağını” söylemiş. Bence haklı, müziğin yerini neyin alabileceğini bilemiyorum.

Photo by Rémy Golinelli

Creatures’ın ardından, 2017’de Mirapolis’i yayınladınız! Bir dinleyici olarak, kulağa gerçekten hoş geliyor! Hiç olmadığı kadar organik seslere sahip. Yaylılar, ritmin içindeki öğelerden bazıları… Peki ya siz, sesi ve albümün konseptini nasıl yorumluyorsunuz?

Asıl fikir paleti genişletmek, bir ressamın yeni tonları bulması için renkleri karıştırması gibi. Kendimi yeni olasılıklara açmak, denemek, iş birliği yapmak, paylaşmak, yenilenmek ve tarifi değiştirmek istedim.

İstanbul konserinden önce söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Heyecanlı bir şekilde geliyorum!






 

Photo by Olivier Donnet

How did Rone start to make electronic music? What was the inspiration behind using beats to tell stories?  

My very first memory of playing around with music goes back a long way, it wasn’t really producing music, I would edit and mix bits of songs on tape recorders. A few years later when I had a computer I got some music software programs, and that’s when I discovered that there were no limits. Then all these tools evolved, software became more powerful, and I started buying my first machines. Today I have a proper studio filled with gear.

In your every EP/Album the titles are quite interesting such as Apache, The Continuity Theory, Mirapolis and many more… How do you decide on the titles? Are they telling phases of your life? 

When I compose I don’t really name my tracks, I just give them working titles. In parallel, I keep a little notebook where I write words, the association of words. They don’t necessarily make sense, it’s more about the way these words sound, it may sometimes refer to something personal, but not always, I’m looking more for their poetic resonance.

You are in the music scene for over 10 years, when you listen to your very first tracks how do you see the contrast about the sound when you compare it with your new tracks?  

In a way nothing has changed, it’s still me making the music. But in another there’s a world of difference, I have changed. I was a young adult when I started, and now I’m a father. Quite a different life. When I listen to Spanish Breakfast today I hear a touch of the naivety of clumsiness, but I also hear the spontaneity that I’m always looking for. I’m touched by the fragility of those tracks.

Photo by Olivier Hoffschir

Again, with your experiences, how do you think the music scene in Paris or Berlin evolved in those years? As a person who experienced both cities, which city is more inspiring for you?  

A few years ago it felt like Paris was stuck in time, looking backward on its heritage, sounding retro, the 80’s. It was way behind Berlin which sounded more futuristic. That’s why I decided to move to Berlin, I needed a change of air to find new inspiration. When I got back to Paris a couple of years later I was pleasantly surprised, Paris had evolved. Nowadays I find that both cities are really interesting.

Besides amazing tracks, you are also creating amazing music videos! As much as I could follow you are also the pioneer of VR music videos! Why are music videos important for you? What is the effect of the combination aural and visual senses? 

Visuals have always counted for me. After all, I studied cinema. I actually watch as many movies as I listen to music. Nowadays the production of music videos is practically inevitable in the creative process. After finishing making the music I quickly think of how to illustrate it with images. The best example is probably Bye Bye Macadam which took on a whole new dimension with the video.

Which come first when you compose, rhythm or melody? 

Definitely Melody

 Is music for entertainment or something more spiritual? Or both? 

Both! A good track will make your brains work as much as your feet.

If you had to replace the music with something else in your life, what would it be?  

Nietzsche said, “Without music, life would be a mistake”. I think he’s right, I really don’t see what could replace music.

Photo by Rémy Golinelli

After Creatures, you released Mirapolis in 2017! As a listener, it sounded like, it has more organic sounds than ever. All of the strings, some of the drums… How do you interpret the sound and the concept of the album?  

The idea is to enlarge the palette, a bit like a painter mixing colors to find new tones. I want to open to new possibilities, experiment, collaborate, share, renew, change the recipe…

Is there anything you want to say before you Istanbul concert? 

I’m boosted, here I come!