Lalin Akalan kimdir? Neler yapar? Üretim motivasyonunu sağlayan önemli unsurlar nelerdir?

Lalin, sanatçı/küratör, Zorlu Holding ve Zorlu PSM iş birliğindeki Digilogue platformunun direktörü, aynı zamanda Sonar Festivali’nin yaratıcılık ve teknoloji platformunun küratörüdür. Teknoloji felsefesi ağırlıklı olmak üzere her türlü sorgulamayı seven, çok meraklı bir insandır.

Sanatçıları ve eserleri, meraklısı ile birleştirmenin hissiyatı nedir? Sizi en çok heyecanlandıran işleriniz arasında neler var diyebiliriz?

Son zamanlarda belli temalar üzerine derinlemesine düşünebilmek ve bu konular üzerinde risk almaktan çekinmeyen, hayal gücü kuvvetli ama bir o kadar teknik taraflara hakim bilirkişiler ile konuşmak. Çocukluğundan beri hayalini kurduğum şeylerin gerçek olabildiği bir dönemdeyiz. Teknoloji, yapay zeka konuşurken artık bilinç, sihir, şamanizm konularını da konuşabiliyoruz. Neural networklerden çıkan çok  boyutlu matematik hesapları, Google Yapay Zeka ve Sanatçılar programının başında olan ve bu sene 7 Nisan +D de beraber dinleyebileceğimiz Kenric McDowell’da, doğanın anlaşılmazları ve teknolojinin arasındaki boşlukların arasını, sihirle doldurmamız gerektiğini vurgulayacak. Eser dediğimiz şeyin  bir düşünce yapısı, bir çerçeve olabileceğini anladım.Bazen en büyük eserler gün içerisinde kaldırımda gördüğümüz şeyler olabiliyor. İzleyicisi ile birleşmesi de kitlelerin anlamlandırabilmeleri, kişiselleştirebilmelerinden geçiyor. Bu dalgaları sezebilmek, sezebildiğimiz zamanlarda insanı çok mutlu ediyor. İlham verebilmek, düşündürebilmek, bilgi dağıtabilmek en heyecanlı kısımları.

Vazgeçemem dediğiniz bir sanat dalı var mıdır? Bugünlerde yakından takip ettiğiniz sanatçılar kimlerdir? Bir idolünüz var mıdır?

Müziğin her şeyin ötesinde olduğunu düşünüyorum. Ses eserleri, çağdaş sanat ses eserleri de hep favorilerim arasında oldu. Cevdet Erek benim için bu konuda önde gelen isimlerden beri. Suzanne Ciani gibi modular synthler ile çalışan kadınlar!  Tim Hecker, Egon Shiele, Francis Bacon eserlerine Stendhal’ın kitaplarına, Kore Joseon Dynasty dönemi porselenleri, kardeşim sayesinde Turgut Uyar şiirleri, Yaşar Kemal’in Ağrı dağı, William Gibson Neuromancer gibi takıntılı olduğum bazı eserler var. Ama idolum aslında yok, sevdiğim tür temalar ve duygu durumları var. Bunlar üzerinde kendi bakış açımı beynimin içinde derliyorum. Pınar Yoldaş, Ali Demirel, Marguerita Humeu, Liam Young yakından takip ettiğim sanatçılar.

Peki ya durmadan ilerleyen teknoloji ile beraber, sizce sanat dünyası nasıl değişiyor?

Teknolojinin sağladığı ara yüzleri kullanarak eskiden yapamayacağımız/üretemeyeceğimiz şeyleri üretebilmek ile beraber, insan olarak bazen kendimizi yarattığımız objelerden uzaklaştırmış veya fazla kavramsal yaklaşımlar benimserken ortaya çıkan eserin estetiği, kullanılan malzemeler yüzünden yeterince sofistike olmaması gibi durumlara da yol acabiliyor. 3D printerları çok seviyoruz. Onların mesela Open Source Platformlarda hızlı ve kolayca kendilerine protez veya yardımcı vücut uzuv, hareket sağlayıcı aygıtlar edinmeleri veya yaratıcılığa katalizor olması konularında arkasında durduğumuz kadar. 3D modelleme ile kavramsal (çok da güzel düşünülmüş eserlerini) 3D printerlar ile yazdırıp “heykelleştirmeye” çalışan çağdaş sanatçılar da görebiliyor. Her durumda değişmekle ve genel geçer bir söylem olamamakla beraber, bazen bu teknolojik ara yüzleri bize yardım etmeleri için kullandığımızı ve asıl sanat eserlerinin insan çıktıları olduklarını, bir mermerin insan elleri ile dokunulup heykelleştirmesi ile 3D printer ile ortaya çıkan eserin arasında hissiyat / estetik farklarını unutuyoruz. Üretimin böylece kolaylaşmış olması, bazen üretilen objelerin “ağırlık”larına, önemlerinin önüne geçebiliyor.

Daha önce, Sonar Festivali’nin sizin ilk büyük proje deneyiminiz olduğunu belirtmiştiniz. Proje için yapılan seçkilerde nelere dikkat ettiniz? Katılımcılarda yaratmak istediğiniz etkiler nelerdir?

Gece programında bu sene HAKANAI ile teknolojinin bir tecrübeye yardımcı olduğu ama tecrübenin hâlâ insan / dans / koreografi kalabildiği, insanlığın kalabildiği bir performansa gitmek istedim. Bu dengeyi gece programına entegre edebilmek önemliydi benim için. Ben dahil çoğumuzun gözleri doldu izlerken. ALVA NOTO’nun yeni performansını UNIEQV’I araştırmıştım ve ilk defa eserinin sonunda neredeyse progressive rock melodileri sinyallerinin ve bass linelarının içine entegre etmiş olması hepimizi büyüledi. Kariyerinde bu kadar ilerlemiş birinin hâlâ dönüşüyor olmasına şahit olmak çok güzel bir his. LED Ekran Performansları benim için çok özeller çünkü hepsi ile teker teker uzun süre çalıştık ve seçip programa koymak yerine beraber büyüdüğümüz bir süreç oldu. Aynı şey Machine Learning kullanan HYPER HOLOGRAM A/C duo’su ile de geçerli. Gündüz programı zaten oldukça Yapay Zeka estetikleri, eser üretimleri, Şehir ve Teknoloji, sesin yerçekimine karşı geldiği canlı deney performansları üzerinden aslında. Teknolojinin bize etkilerini incelediğimiz bir konferans serisi ile hem bilgilendirmek, düşündürmek, atölyeler, sergiler ile de aslında bu konularda çalışan bütün profesyonellere birbirlerinden öğrenebilmeleri ve kendilerini büyük bir katılımcı kitlesine aktarabilmeleri için alan yaratmak oldu. Alan yaratabilmek çok önemli.

Yakın zamanda sizi başka projelerde de görecek miyiz? 

Futuretellers zirvesi ve sergisi üzerine çalışıyorum şu anda, aynı anda Today’s Art Festivalinde bir program kürasyonu projem var. Bazı sanatçılar Digilogue olarak destek verip, araştırma ve eserleriyle işbirliklerimiz mevcut.